01 Eki 2008

Bir öğrencimizin ricasını kırmadık. Öyle ya arıcılıkta yaş sınırlaması yok. İki İbrahim -Biri ben,diğeri maliyeci.- 25.09.2008'de kalktık, gittik. Arılığı görünce iyice şaşırdık. Öğrencim "Oğul geldi,alabilir misiniz?" demişti. video
Biz gösterdiğini görünce,arı kovana sığmadı da "Bu zamanda kiraya çıkılmaz kardeşim ekleyin bir kaç oda da rahatımıza bakalım."demiştir. diye düşünmüştük. -Vehbi'nin kerrakesi- video
kovanın arkasını açınca ortaya çıktı. Çekim sırasında söylediklerimize kulak asmayın. Görüntüler gerçeğin ta kendisidir. Kovan istilaya uğrayınca arılar ya mevsimi uygun görmediklerinden ya da davetsiz misafirler bir an önce gider de yeniden evimize kavuşuruz düşüncesinden hareketle en yakın noktada pusuya yatmışlar. Arıcımız da hevesli olmasına rağmen ailesinden gerekli desteği göremeyince dede yadigarı arılar birer birer sönmeye yüz tutmuşlar. Kestiğimiz mumları çerçevelere bağlayıp yanımızda getirdiğimiz üç çerçevelik ruşete yerleştirip eski kovanın yerine koyduk. Dışarda kalan arılar da uygun adımlarla içeri girdi.

24 Ağu 2008

Yaz bitti bitecek derken mecburiyet gereği arılardan ayrı kalmayı göze alıp "Van'a doğru bir gidelim." dedik. Yola çıktık. Bir yanda yeşilin çeşitli tonları bir yanda Karadeniz derken Maçka yoluna dönüp sahilden ayrıldık. Akşam saat beş gibi yola çıkınca Ordudan sonrasını karanlıkta gitmekten başka çare yok. Pasinler ovasına kadar uğradığımız şehir ve köylerin sadece gece güzellikleri Ahmet Haşim'i yadettirmekten başka bir şey yapmıyor. Ancak, Pasinler ovasında mola verince durum tamamen değişiyor. Hani çeşitli yerlerde güneşin batışı bir başka güzeldir ya... Pasinler ovasında da güneşin doğuşu bir başka güzel olurmuş, onu da gördük.

Ovadan çıkarken arıları getirmek gerekirmiş dedirten ayçiçek tarlaları arıcı arattırdıysa da göremedik. Bakmasını bilmemişiz, dönüşte bol miktarda gördük. Horasan, Eleşkirt, Ağrı, Patnos,Hamur, Tutak, Erciş Van diyecekken Erciş çıkışında, koruma altına alınan meşhur İnci kefalinin üreme amacıyla kullandığı akarsuyun küresel ısınma tarafından değil de tarımsal sulama nedeniyle kuruduğunu ve artık korunmasına gerek kalmadığını gördük. Van'ın Saray ilçesi'ne bağlı Kekikdüzü köyünde hısım akraba ziyaretini gerçekleştirip geri dönerken de birileri cebini iyice doldursun diye Turizmin nasıl baltalandığını gördük. Samsun-Van arası gidiş 60 ytl dönüş 70 ytl. Üstelik Samsun'da dizel yakıtın 3.00 ytl'nin üzerindeyken Van'da 1.40 ytl olmasına rağmen. Hangi firmaya giderseniz gidin cevap aynı:"Firma sahipleri aralarında anlaştılar.Rayiç belirlediler. Hem kışın Van'dan giden yolcu az olduğu için yazın ne kazanırsak onunla geçim sağlıyoruz." Zavallılar ... Yazın da kimse yolculuk yapmasa aç kalacaklar. Ucuz yakıta rağmen 10 ytl fazla almaları bende dolandırıldığım ve aldatıldığım duygusu uyandırdı. 10 ytl fazla ödemek değil bu duygu beni kahrediyor. Aklıma bayramlık-seyranlık bir sürü söz geliyor ama, edebe mugayir olacağı için burada sarfetmiyorum. Van'a gidecekleri ise şimdiden uyarıyorum: Van'dan nereye bilet alırsanız alın 10 ytl fazla ödersiniz. Şimdiden haberiniz olsun. Geziniz mahvolmasın.

04 Ağu 2008

Bugün hem arıları kontrol edeyim hem de sırlama tamamlanmışsa sağıma başlayayım diye arılığa gittim. Tam sırlı çerçeve göremediğim için sağım yapamadım. Ana verdiğim kovanları karıştırdım. Kabul ettiklerini görünce sevindim. İşimi bitirip maskeyi çıkartayım dedim. Sen misin maskeyi çıkartan.

fazla etkilemese de alında soktukları zaman böyle etkiliyor işte. Başka bölgelerden sokulunca küçük bir apse ile kurtuluyorum ama alından sokulunca botoks yaptırmış oluyorum. Keşke tam alnımın ortasından iğneleseydi iki taraf eşitlenmiş olurdu.

22 Tem 2008

Yabancı site ve blogları incelerken (Halil Üstadım tercüme yardımımı kabul etmedi ama, tarzancam süperdir.) merak eder dururdum "Bizim arılar da ağaç dalına, çatı katına, bağdadi duvara yerleşip bal yapar mı." diye. Sonunda bu merakım giderildi. Kendisine yeni yuva arayan bir bal arısı kolonisi Kuş cennetinin Karadenize yakın kuytu bir köşesini mekan seçip yerleşmiş. Bir kaç defa yavru verip bal toplamış. Sonunda oralarda pikniğe giden bir aile tarafından görülmüş. Gelen davet üzerine Hüseyin İspirli kardeşimiz ve Arıcı Ahmet abimizle gittik,gördük,

hiç körük sıkmadan (Körük olsa mutlaka sıkardık. Onlar da ya bulundukları mevkiden memnun olmadıkları için ya da körüğümüz olmadığını anladıklarından hiç zorluk çıkarmadılar,sakin davrandılar. Aşırı sıcağı hesaba katmıyorum. ) çerçevelere bağlayarak içi alev banyosundan simsiyah olmuş bir kovana yerleştirdik. Benden bu kadar kalan detayları da İspirli verir artık.

02 Tem 2008










Bu hafta biraz gezelim dedik. Gezerken güzel şeyler de gördük, güzel olmayan şeyler de... (Girişi boş bırakılmış bir kovana yuva yapan sarıca arılar
Yeni ev sahipleri gelince yuvalarını terketmek zorunda kalmışlar. Yeni ev sahipleri de arılığın yakınına inek bağlayan bir ........ yüzünden devrilen ve çerçeveleri daha sonra kızgınlıkla dağıtılmış üç çerçevelik bir koloni. Yuvasız kalınca yuva bulup yerleşmişler. )
Devrilen başka bir kovanın sönmüş olabileceğini düşünürken arı çalıştığını görünce hemen düzelttik.

Uçuş tahtasının sabit olması arının sönmesini engellemiş. Bulabildikleri bir aralığı genişleterek çalışmalarını sürdürmüşler. Arıcımızı uzun bir süre arılığına gitmediği için tebrik ediyorum!


Bir iki eklemeyle yazımıza devam edelim.



video


Gözümüz bayram ederken kulağımızın da pası silinsin.


Kovan kontrolü sırasında ben resim çekme görevini bırakıp çerçeveleri kontrol ederken bizi de fotoladılar.


fotojenik olmasak da maskesiz, eldivensiz iyi çıkmışız. En azından benim için öyle.

25 Haz 2008



Bu aralar günlüğümden epey uzak kaldım. Malum,yaylaya çıkış, okulda yıl sonu işlemleri; düğün dernek vs. derken kısmeti bugün yakaladık. İnşaallah yayla çiçekleri bizi bu yıl sevindirecek. Havalar güzel gidiyor. Kızların çalışması mükemmel. Yağmur çiselerken bile çalışıyorlar. Yayla için telaşımız kalmadı. Bu arada Ovada ektiğimiz iki dönümlük arı otunun açan çiçeklerine de yoğun ilgi var. Çevrede başka çiçekler de olmasına rağmen kızların bütün ilgisi onların üzerinde. Özellikle yanıbaşlarındaki fasulyeler sulandıktan sonra daha fazla ilgi gösteriyorlar. İniş kalkışlarda hafif trafik kazaları onların bu ilgisini açıkça gösteriyor. Karar şimdiden verildi:Gelecek yıl daha fazla arıotu ekilecek. (Not: Dökülen tohumlardan erken İlkbaharda çıkan bir kaç arıotu fidesi sökülerek kovanların hemen önüne dikilmiş bir tanesi tutmuştu. Hala çiçek açmaya devam ediyor.)

10 May 2008

Özür

Hava muhalefeti ve tembellik nedeniyle bir türlü başlayamadık. Şimdilik küçük çerçevelere yumurtlatma ve ana yaptırma yöntemine devam ediyoruz. Tabii yumurtlama olursa, mübarekler bala takmışlar kafayı analar kendi başına gezip duruyor ortalıkta. "Sen kimsin, hangi yaylanın hangi dağın güzelisin?" diye soran yok.

29 Nis 2008

Yüksük Yapımına Hazırlık






Geçen sene ana arı yüksüklerini tek tek hazırlamak biraz zor gelmişti. Ben de bu sene "you tube'da" gördüğüm seri üretim sistemini uygulamaya karar verdim. Önce uygun çubukları nasıl elde edeceğimi düşündüm. Tabii hindilere haksızlık etmemek için fazla düşünmedim. Önce Giresun'a şimşir siparişi iletildi. Siparişin gelmesini beklerken ahşap elbise askılarını görünce onların çubuklarını kullanma yoluna gittim. (Çin malı ama ne yapayım kalınlıkları tam 9 mm dayanamadım.) Eşit ölçülerde kestiğim çubukların uçlarını bir matkabı torna niyetine kullanarak uygun hale getirdim. Destek parçaları için de marangoz arkadaşın yolunu tutmaktan başka çare kalmadı.


Her şey hazırlandıktan sonra birleştirme gerçekleşti ve üç çıtalı yüksük kalıbım tamamlandı. Bir takımda sekiz kalıp var. Ah! Bir de yağmur yağmasa diyeceğim ama bu yanlış bir istek olacağı için sabırla beklemek en güzeli hava açar açmaz transferi gerçekleştirmek. Yağmur fırsatını iyi değerlendirmem gerekiyor. Şimdi bir de bu kalıba uygun mum eritme kabı yaptırmak lazım.

20 Nis 2008




Yazılar günlük yazılamayınca anılara dönüşüyor. Blogger'dan spam uyarısı alınca yazılarımızı yayımlayamadık. Kaçan balık büyük,kaçamayan ızgara hesabı,biz de yazamadıklarımızı çok önemli zannettik. Aslında o kadar da önemli olmadıklarını sonradan yaşadıklarımız sayesinde öğrenmiş olduk. Geçen hafta İSPİRLİ kardeşimizle buluştuk. Yaşlı bir arıcı abimiz arılarını satmak istiyormuş. Biz de "Bir bakalım,anlaşabilirsek alırız."diyerek yola düştük. Yol arkadaşımız işe ticari yönden de yaklaşınca arabaya bol miktarda arıcı malzemesi doldurup yola koyulduk. Yedi köy dokuz arıcı ziyareti ve İSPİRLİ'nin bir av köpeği tarafından ısırılma teşebbüsünden sonra (Ben elimle severken elimden kurtulup İSPİRLİ'nin paçasına yapıştı. Sevmeye izin verdiği ilk yabancı benmişim. Kendilerinden mi zannetti bilmem.) Gökçesu köyüne geçtik. Aradığımızı bulduk.
Sizin de gördüğünüz gibi 20x25-25x25 ölçülerinde kovanlardı. uzunlukları 75-80 santim arası














.

Bu da sönmüş olanlardan biri. Kovan içi kontrolü (Tahmini olarak) ve kovan önünde uçuş yapan arı miktarını görünce kovanlardaki arı miktarı hakkında kesin olmayan bir kanıya vardık. Ne yazıkki arıcı abimiz yumurtayı tavuk, tavuğun da gelecekteki civciv nüfusuyla hesap edince anlaşmamız mümkün olmadı.
Bu yolculuk süresince ziyaret ettiğimiz arılıklar içerisinde yeri, davranışı ve içinde bulunduğumuz mevsime göre çabuk gelişme gösteren ve beğenimizi kazanan ancak arıcı abimizin davranışını beğenmediğimiz tek arılık kendi damadına bile arı vermek vermek ya da satmak istemeyen bir abimizin arılığı oldu. (Damadı arıcılık kursundan arkadaşımız. Abimiz de verirsem ya da satarsam sırrı gider diye düşünüyor gibi geldi bana ) Arılık mı? İşte...






video

29 Mar 2008

Damaaaaat

Bu sıralar çok çalışıyorum. Dünürlük yapmamaya neredeyse yemin etmişken insanı rahat bırakmıyorlar ki rahat bir nefes alalım. Bizim arıcı Mehmet hocayı da (Ortadaki odur.) aradan çıkarıverdik. Dünürlük yapmadık ama nişan vs. derken sağdıçlığı yükleyiverdiler sırtımıza. Allah mesut etsin. Ağızlarının tadını bozmasın.
Posted by Picasa

Hastayım

Bu arada Mürsel Abinin arıları nasıl seyrettiğini göstermemek ayıp olur. Hayret verici bir durum, bu hastalığa tutulanlar derman aramıyor. Bu da öyle. Baktıki yapacak bir şey yok balığa gitti. Yarın akşama döner. Bizim payımızı unutmaz inşaallah. Rastgele Mürsel Abi.
Posted by Picasa

Tam bahçe kapısını kapatıp arabaya binecekken bu sütun başlığını gördüm. Bahçenin dışına rastgele bırakılmıştı. "Müzeye haber vermek lazım." derken yanımıza gelen genç "Bu bir şey değil hocam, çift sürerken içinde iskelet olan küpler bile çıkıyor."dedi. Daha önce görmüştüm. Firavun lahitleri gibi, sadece yüzlerine gelen kısım açık oluyor. Karar verdim pazartesi günü okuldan çıkınca müzeye haber vereceğim. Gidip araştırsınlar.
Posted by Picasa

28 Mar 2008

Arıları yerleştireceği yerde inceleme yaparken dikkatimi ballıbaba çiçekleri arasında gezen ayakları polen dolu bir toprak arısı çekti. Onu resimledik.
Posted by Picasa

Bugün bafralı arı hastalarından Mürsel Abi aradı. "Musaitsen benim arıları yeni kovanlara aktaralım." dedi. Ders çıkışı İspirli'nin dükkanında buluşup arılarının bulunduğu yere gittik.Hafif esen bir rüzgar olmasına rağmen yüzüme soğuk soğuk vurması yavruları üşütebileceğimizi hatırlattı. Mürsel Abiyi aktarma sevdasından vazgeçirip arılarını nakletmeyi düşündüğü Harız köyüne doğru yola çıktık.
Posted by Picasa

27 Mar 2008

Ana Arı


Ana arı üretimi için faaliyetlere başladık. Bu sene tamamen farklı bir yol deneyeceğim. Yapacağım çalışmayı fotoğraf eksiklerini giderir gidermez anlatacağım.
Posted by Picasa


Ana arı kovanları için küçük çerçeveler hazırladım. Şu anda her büyük kovanda
ikişer adet kılavuz petekli çerçeve kabartılmayı ve ana arının yumurtlamasını
bekliyor. Gözler kapanınca üzerindeki arılarla birlikte ana üretim kovanlarına aktarılacaklar.
Posted by Picasa

YEMLİK


Ana arı kovanlarına küçük yemlikler yaptırdım.
Posted by Picasa

KEK VERELİM DERKEN KEKLENMEYELİM

Sevgili dostlar, bu sene arılara vereceğim keki elimde bal olmadığı için hazır alma yoluna gittim. İki farklı kek aldım. Biri soya unu katılarak yapılmış, diğerinde soya unu kullanılmamış. Malum bahar beslemesinin mutlaka yapılması gerek. Ben de bu keklerin önce soya unlusunu bütün kovanlara eşit miktarda verip kapattım. Havaların soğuk gitmesi sebebiyle bir müddet açamadım. Açtığımda bazı kovanların keke şöyle bir yan bakıp alamadığını ve söndüğünü gördüm. Kalan kovanlardaki soyalı kekleri alıp soyasız kekleri verdim. bir hafta sonra merakla arılığa koştum. Soyasız keki gören arılar kovanları bayram yerine çevirmişler şenlik yapıyorlardı. Bu sefer her iki kekten de verdim. Bakalım ben mi yanılıyorum diye. Daha sonra yaptığım kontrolde arıların soyalıya nazlı yaklaştığını soyasız olanın da tamamen bitirildiğini gördüm. Bu da bende kekleniyormuşuz gibi bir his uyandırdı. Bloga yazmaya gelince dostlarımı uyarmayı bir görev olarak gördüm ve yazdım. Bol ballı bir yıl dileğiyle.

17 Mar 2008


Yakakentli Uğur'a İspirlinin arılarından aldık. Ne olur ne olmaz diyerek maskeyle uğurladım. İnşaallah kazasız belasız yerine ulaşır ve murat hasıl olur. (Karanlıkta elimden bu kadarı geliyor.)
Posted by Picasa


Teyyare yapmaya uğraşırken bomba zannedilip eve kabulde zorluk yaşayan Ali TÜRK'ün hediyesi kestane balı. Sağolsun bronşit olduğumuzu duyunca bizi bal bombardımanına tuttu. Şükür şimdi sağlığımız yerinde. Allah herkese böyle dost nasip etsin.
Posted by Picasa

TÜRKKUŞU


Türk Hava Kurumu'nun Bafra'da düzenlemiş olduğu model uçak kursuna katıldık. Bu arada Türk Hava Kurumu Bafra şubesine tahsis edilip tesviye edilen eğitim amaçlı Havaalanının Hazineye devredildiğini ve o sert araziye köylü vatandaşın bir şekilde ıspanak vs. ekmiş olduğunu kursta yapmayı başardığımız kırlangıçları uçurmak için gittiğimizde öğrenmiş olduk. Çaresiz vatandaşa ait ekilmemiş bir arazide uçuşlarımızı yaptık. Kırlangıçların bir çoğu ekili arazilere iniş yapmak zorunda kaldı. Yakındaki bir ağaca iniş yapan bir kırlangıç kendisini birleştiren acemi pilot tarafında kırıma uğratıldı. Bu benimki hala sağlam.
Posted by Picasa

20 Oca 2008


Dün havada biraz sıcaklık hissedince fırsat bu fırsat diyerek kek vermeye gittim. Sönen iki kovanı hesaba katmazsak güzel görüntüler vardı . Kısa sürede keklerini verip tekrar sarıp sarmaladım. İnşaallah bahara kadar başka sönen olmaz.
Posted by Picasa

09 Ara 2007

"Bu da nedir?" diye sormayın. Halil'in kulakları çınlasın. Hem çalıştım hem güldüm. Niye mi? Halil'in yapacağı yorum aklıma geldi. Ben şimdiden güleyim. Peşin peşin. Siz de yorumu okuyunca gülersiniz. "Gülme komşuna, gelir başına." demişler.

Biraz yorulduk ama değdi doğrusu. Kovanların arasında maskesiz dolaşmanın zevki de başka oluyor.

26 Kas 2007





31 Eki 2007

Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına gidecekken bizim İspirli telefon etti:"Hocam! Bir yere kadar gidip gelelim." dedi. Kabul ettik. Hazırlanıp çıktık. Buluşunca maksat anlaşıldı. Bafra'ya Selanik'ten göç edenlerin oturduğu bir köye gidecektik. Bizim hemşehriler göçten bu yana Cumhuriyet bayramını ayrıca kutlarlar. Gittik. Kutlamalar akşam başlayacakmış,bizim akşam olmadan dönmemiz gerekiyor. Bekleyemeyeceğiz. İspirli:"Burada bir arıcı arkadaş var.Onu görelim."dedi. Gittik,gördük. Gittiğimize de iyi ettik. Açtığımız bir kovandan bu görüntüyü aldık. Çerçeveyi görünce -Ocakta cam gibi bal alan- arkadaşım aklıma geldi. Kulağını çınlattım.İnşaallah rahatsız olmamıştır. Resmi yerleştireyim derken İspirli de az kalsın altta kalıyordu,son anda durumu kurtardık. Ekimin 29'u yumurta,yavru,arı,bal ve elinde makinasıyla Hüseyin İspirli

22 Eki 2007

TURFANDA OĞUL VE ARI OTU

Arkadaşlar benim kafam karıştı. Bu zamanda oğul olur mu? Olurmuş meğer. Çaydanlık kadar bir arı kovanın yan duvarına sıkı sıkıya sarılmış. Oğul ise kovanı olsun, oğul değil ise nasıl olsa eski kovana döner düşüncesiyle yeni bir kovana yerleştirip misafirliğin tadını çıkartsınlar diye bal şerbeti yapıp verdim. Misafir oldukları kovanı terketmeye hiç niyetli görünmüyorlar. Anaları da var. Oğul çıkan kovanda da işler tıkırında. Şimdilik havalar güzel. Arı otlarından dökülen tohumlardan yenileri çıkıp büyümeye başladı. Etrafta küçük mavi çiçekli bitkiler var. Yakın zamanda da desteklemeye başlarım.

20 Ağu 2007

İYİ Kİ VARSINIZ

Başlangıçta sanal alemde sohbet imkanı bile bulamazken (Bir türlü Beyazkovana üye olamıyordum. sağolsun Murat kardeşimiz destek oldu,dergaha kabul edildik.) şimdi at koşturmaya başladık.
Aradığımız bilgiyi, sağdan soldan cımbızla elde ederken şimdi istediğimiz bilgiye her şekilde ulaşma şansımız var. Neyi, nasıl yapacağımızı bizlere ta Amerikalardan öğretmeye çalışan Devrim hocamız var. Bilgi ve belgelerimizi paylaşmamız için bize blog yapmayı öğretmeye ve sanal aleme çekmeye çalışan Halil üstadımız var. (Söz aramızda biz görmeyeli bir çok blog da sanal alemde yerini almış. Hayırlı olsun.) Çeşitli konularda bilgi vermek amacıyla işini gücünü bırakıp sık sık uçan,uçarken özellikle ana üretimi için janter dağıtan Ali Türk kardeşimiz var. (Ana arı üreticileri kızmasınlar. Belki de bizim cahilliğimizden kaynaklanıyordu ama,yumurta atmadan kovan dışına sürgün edilen analar iyice bıktırmıştı.) Kilometre hesabı yapmadan biribirini yardım etmeye çalışan daha pek çok arkadaşımız var.
Geriye dönüp şöyle bir baktığım zaman, kısa sürede nereden nereye gelmişiz de haberimiz yok. Biribirlerini yakınlıkları sebebiyle tanıyan arıcı dönemini çoktan gerilerde bırakmışız. Belgeler taranıyor,tecrübeler gözden geçiriliyor ve birileri yararlansınlar diye hizmete sunuluyor.Hem de hiç karşılık beklemeden. Artık, "Arılarım neden söndü." sorusu yok."Nasıl söndürdüm." var. Neden,niçin ve nasılları daha çok sormaya başladık. Sormaya devam edeceğiz. Üç iken yedi,yedi iken kırk ve daha fazlası olmamızı sağlayan, bilgi ve tecrübelerini paylaşan ve paylaşmaya çağıran tüm dostlara selam olsun. İyi ki varsınız. (Not: Bu yazı karşılıksız sevenler için yazılmıştır.)

18 Ağu 2007

UMUDA YOLCULUK

İnşaallah seneye daha iyi olur düşüncesi her sezon sonu aklımızdan geçer durur. Bir sonraki senenin umutlarını beynimizin bir köşesinde sürekli bekletiriz. İşin ilginç olan tarafı da işini iyi yapan da bekler yapmayan da... Her mesleğin ya da hobinin kendine göre bir hazırlık süresi mutlaka vardır. Arıcılıkta da durum böyle. İster hobi olarak, ister ticari amaçla yapılsın hazırlık şart. İlkbaharı boşa geçirmiş, arının mevcudunu artırmamış olan arıcıların arıdan birşeyler beklemesi kadar yanlış bir şey yok. Ben dahil bir çok arıcı bal alamadığı zaman doğayı suçluyoruz. Neymiş efendim gündüzler çok sıcakmış, geceler çok soğukmuş,çok rüzgar esiyormuş, çiçekler erken kuruyormuş, arılar kovanları terkediyormuş vs... Bunlara daha pek çok mazeret ekleyebiliriz. Ancak, durum hiç de böyle değil. Eğer bilinçli bir çalışma yapmış isek arılarımız az veya çok mutlaka bal yapar. Uzun zamandan beri, bu işin ustası arıcı kardeşlerimizin yaptıkları uyarıları dikkate alanlar bu sene mutlaka iyi bir ürün almışlardır ya da alacaklardır. Çünkü ilkbaharda yapmış oldukları çalışmalar,harcadıkları emekler boşa gitmemiştir. Benim, kovanlarımda gördüklerimi sizler de görmüşsünüzdür. Arısı iki kata çıkmış olan kovanlar bir şekilde ikinci katı balla dolduruyorlar. Çıkmamış olanlarda bile az veya çok bal var. Hazırlanmamış ya da hazırlanmada geç kalınmışsa sonuç bu sene de hüsran olacaktır.
Biz arıcıların bundan sonra hüsrana uğramaması için yapmamız gereken;bu işi sadece hobi olarak yapan Türk arıcılığının gelişmesi için hiçbir maddi karşılık beklemeden gecelerini gündüzlerine katarak bilgilerini bizlerle paylaşan, bizi yönlendirmeye ve bilgilendirmeye çalışan ustalarımızın uyarılarını dikkate almak ve bu doğrultuda çalışmaktır. Saygılarımla.

06 Ağu 2007

Bal Verimi


Biraz bal umuduyla arılarımızı götürdüğümüz yayla bu yıl da hüsrana uğrattı. Sürekli esen rüzgar, bir türlü yağmayan yağmur ve gündüz aşırı sıcak,gece soğuk (Laf aramızda iki kat yün yorgan az geldi) yayladan erken inmemize sebep oldu. Bal alamadık ama bu arada bol bol çevreyi gezdik. Daha önce haftada bir gün gittiğimiz için farketmediğimiz bir çok şeyi ve arılık seçiminde yaptığımız hatayı da tespit etmiş olduk. Gezerken Altınkaya Barajı kıyılarındaki koyları ve koyları takip eden derin vadileri, bu vadilerdeki çiçekli bitki çeşitliliğini ve çokluğunu gördük. Açmış olan çiçeklerin yanısıra Hayıtlar yeni çiçek açıyor ve sanki bize kahkahalarla gülüyorlardı. Bir daha arıları yaylaya değil o vadilerden birine götüreceğim. Tabii bu arada bir taşla üç kuş vurmuş olacağım. Baraj kıyısında tatil,balık ve bal. İlk ikisi garanti (Balık tutamazsam balıkçılardan alırım) bal da inşaallah olur artık.

30 Tem 2007

Albüm

Arı otunu önce blog'a yerleştirmiştim ama, fotoların daha da artarak fazla yer kaplayacağını düşününce albümde yayımlamaya karar verdim. Görmek isterseniz albüm sizleri bekliyor.

21 Tem 2007

ARI OTU

45 gün kadar önce tohumları toprakla buluştururken "Neyle karşılaşacağız?" diye merak içindeydik. Sonunda merakımızı gidermiş olduk. Belirli aralıklarla kontrol ederek ortaya çıkan bitkiyi resimlemeye başladık. En sonunda gelişmesini tamamlayan bitkiyi görünce sevinçten "Heyt bee!" diye bir nara attıktan sonra "Evladım dur,abartma! telkinleriyle kendimizi sükunete davet edip sevincimizi dostlarla paylaşmak için blogun başına koştuk. Neden mi? İşte bunlardan dolayı.

Çevrede görülenler zamansız ve seyrek ekimden kaynaklanan ve araya kaynak yapmaya çalışanlardır. Dikkate almayın bir daha yapamazlar.

Sevinçten nara atmakta haksız mıyım?

30 Haz 2007

Minikler

Biraz geç oldu ama benim için güzel bir çalışmaydı. Başarısızlığın peşinden yapılan larva aktarımı başarıyla sonuçlandı. Neden? Çünkü bir önceki denemelerde yapılan hatalar tekrarlanmadı. En kalabalık kovandan bir miktar arı silkelendi. Üç gün serin ortamda bekletildi. Anasızlık canlarına tak deyince hazırlanan "C tipi" ana adayları bu sefer daha az olarak onlara teslim edildi. Ana adayları gelişme gösterirken bir kovanın dörtte biri olacak şekilde küçük kovanlar hazırlandı. Günü gelince de kapanan ana memeleri o kovanlara bir miktar arıyla yerleştirildi. Uçuşlarını yaptılar. Bazıları "Gene benim hatam,farklı renklerde boyama zahmetine katlansam olmayacaktı. " yanlış kovanlara girerek hayatlarını feda ettiler. Bazıları da kızlarını da alarak kovanları terketti. Şu anda bu denemeden elimde kalan analar iki üç katlı kovanlarında mesut bahtiyar geçnip gidiyorlar. Bal sağımından sonra tekrar deneyeceğim ama daha dikkatli bir şekilde.

11 May 2007

İki gündür kendi kendime gülüp duruyordum.Yakın çevrem "Bunu da kaybettik. Nereye kapatsak acaba"diye düşünüp dururken son anda durumu farkettim de kurtuldum. Kendime gelmesem neredeyse deli muamelesi yapacaklardı. Sebebi yaptığım larva aktarmaları sıfır sonuç verdi. Ya ben bu kovanın anasını almıştım. Öksüz bırakmıştım garipleri. Ortam hazır diye aktarmayı yaptık. Otuzardan altmış larva transferi. Hem de aynı kovana. 40'tan fazlasına iyi bakamayacaklarını bile bile yerleştirdik. Kendimizden gayet emin bir şekilde bir kaç gün uzak kaldık arılıktan ve arılardan geri gelince bir kontrol edelim dedik. Gördüğüm manzara bana biraz acayip geldi. Kızlar benim yaptığım ana çanaklarını beğenmeyip kendileri yenisini yapmışlar ve larvaları onlara taşımışlar ana hazırlamışlar. O şaşkınlıkla görüntü almayı da unutmuşuz. Bu yazıyla idare edeceğiz artık.

02 May 2007

Ana üretimi çalışmaları yavaş yavaş devam ediyor. Niye mi yavaş? Üç gündür yağmur yağıyor. Bu sene inşaallah verimli ve bol bereketli olacak.



Destek ekibi acil yardımlarını esirgemedi ve Gebze'den yola çıkan acil durum malzemeleri kısa sürede imdada yetişti. Sağolsun Ali kardeşimiz de bizi işletme zevkini tatmış bulundu. İyi dolmuşa geldik. sazan gibi oltaya takılmışız da haberimiz yok. Gerçi yem ayrımı yapmayan tek balık kayabalığıdır, ama olsun.

12 Nis 2007

Arılıktan

Arılarımızın bulunduğu lahana,karnıbahar ve brokoli tarlasından son görünüm. Akşam üzeri. Belki arılar da böyle görüyordur. Hava biraz serin olduğu için açılan kovandan başka yerde arı görünmüyor.

Bahar kontrolü

Arkadaşlar kovan başında kontrol ve teşvik şerbetlemesi yaparken ben de geri planda onları teşvik ediyorum ama şerbetle değil konuşmayla. Hadi arkadaşlar az kaldı bu sondan 35. kovan.

10 Nis 2007

Kuş Cenneti 1

Karadenizden kopup gelen sis ortalığı kaplamaya başlayınca Yılkı atları bu kadar görüntülenebildi.

Kuş Cenneti 2

Yoruma gerek var mı?

Kuş Cenneti 3


Ne Baharat Yolu ne de İpek Yolu. Bal gibi çiçek yolu.

Kuş Cenneti 4


Net bir görüntü alamdığım için kusura bakmayın. Bu Kılkuyruklar fazla yaklaştırmıyor insanı,hemen kaçıyorlar. Eeee haksız da sayılmazlar hani. Ava çıkacağımı duymuşlar galiba.



Bu da nereden çıktı demeyin. Nasip olursa bu güzel kızla kışın ava gideceğim. Görüntüsünü almaya çalışırken öyle yaramazlıklar yaptı ki zor çekebildim. Önüne attığım karnıbahar topunu parça parça yaptı. Ortalığı dağıttı biraz .



Larva aktarma kaşıkları bayağı uğraştırdı ama sonunda bunlar ortaya çıktı. Halil üstadımın yaptıkları kadar mükemmel olmasa da ana gözleri de fena görünmüyor hani.

Çiçek açmış ayva göremedim. Şimdilik armutla idare edeceğiz.

03 Nis 2007



Ana arı üretimi için çalışmalara biz de başladık. Azıcık uğraştık ama yüksüklerin temelini de atmış olduk. İş larva nakli için gerekli malzemelere ve uygun kovanı bulmaya kaldı.

08 Mar 2007




GÜNEŞ ENERJİSİ (SOLAR POWER)
Güneş enerjisi deyince birçok kişinin aklına binalarda kullanılan su ısıtma sistemi gelir.Benim aklıma da güneş ışığı sayesinde üretilen elektrik gelir. Nedense bunu ilk defa saatlerde ve hesap makinelerinde kullanılırken görünce düşünmüştüm. 1980’lerdeydi herhalde tam olarak hatırlamıyorum. 1993 yılında askerliğimi İstanbul’da yaparken araştırıp buldum. 12 volt elektrik üreten bir panel için 8,5 milyon TL (Maaşımın 3 katıydı) isteyince vazgeçmiştim.
Şimdilerde basit bir bahçe aydınlatma lambası 17 dolar. Üretilecek güç arttıkça fiyat da artıyor ama, bir teknenin ya da arazi sulama sisteminin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek sisteme de sahip olma imkanı var.
Bu sistemin bizim açımızdan önemi ise arılığımızda gereken elektrik ihtiyacını kolayca elde edebilecek olmamız. Hem taşıması hem de kullanımı kolay. Film şeklinde elastiki yapıya sahip olanı da var, cam gibi sert yapıya sahip olanı da

24 Şub 2007

ÇOBAN TAKVİMİ

İnsanlar birçok işlerini düzene sokmak için mutlaka kayıtlar tutmuşlar. Zamanın akışını bilmeye çalışmışlar. Bunun sonucunda da zaman içerisinde çeşitli takvimler kullanıp durmuşlar. Bazıları güneşe göre bazıları aya göre takvim belirlemiş. Bütün bunları yaparken de en önemli işlerini düzene koymayı amaçlamışlar.
Bu amaçlar peşinde koşarken de denizci takvimi çiftçi takvimi gibi takvimler meydana getirmişler. Acaba eskiler neyi neye göre değerlendiriyor diye düşünürken Mehmet SARAÇ amca aklıma geldi. Kendisiyle bir saz kayığı yaptığı sırada tanışmış sohbetinde bulunmuştum. Aslen Ordu’nun Mesudiye ilçesinden olan Mehmet amca gençliğinde Bafra’ya yerleşmiş bir av meraklısı. Önceleri tek kırma, sonraları Browning marka otomatik tüfeğiyle yaptığı kaz ve ördek avlarını anlatmaktan büyük zevk alır. Bu arada boş gidip geldiği zamanlar da çok olmuş. Balık avını da öyle herkes gibi yapmaz, kendi kayığını ve ağını atölyesinde kendisi yapar. 1930 doğumlu bir ihtiyar delikanlı. Şimdilerde sadece balığa çıkıyor. Aklı fikri hala ördek avında. Yazlıkta mıdır, atölyede midir diye düşünürken damadının av malzemesi dükkânında karşılaştık. Ben de bu güzel tesadüfü değerlendirerek av yaparken kullandığı bir takvim olup olmadığını sordum. “Var, çobanların kullandıkları bir ‘Çoban takvimi’ var.” dedi ve anlattı. Anlattığına göre bu takvimi kullanmak için eski hesaba göre ”Rûmî takvim” Mart ayının ilk dokuz günü takip edilecek. Her gün bir ayı karşılıyor. Mart’ın 1. günü Mart ayını 2. günü Nisan ayını, 3. günü Mayıs ayını. Gün nasıl olursa karşıladığı ay da o şekilde geçermiş.
Bu takvimin doğruluğunu zaman gösterecek. Umarım yılların birikimi, benzerlerinin çoğunun başına geldiği gibi unutulup gitmez. Bazı söylenceler bize bilimden uzak gibi geldiği için dikkate almasak da halk arasında yaşıyor ve yaşatılıyor.

20 Şub 2007

KISACA BAFRA

Bafra ilçesi Kızılırmak nehrinin getirdiği zengin alüvyonlu toprakların oluşturduğu geniş delta üzerinde kurulmuştur. Bafra ovasını oluşturan düzlük yaklaşık 40 km uzunlukta ve yer yer 20 km . derinlikte olup Karadeniz bölgesinin en büyük ova düzlüğüdür.
İlçe merkezi, Karadeniz'e 20 km . uzaklıkta. deniz seviyesinden yüksekliği 15- 20 m . 41- 31 derece doğu boylamı arasındadır. İlçenin doğu ve kuzeyi Karadeniz, batıda Alaçam, güneyinde Kavak ilçeleriyle çevrilmiştir. Samsun İline uzaklığı 50 km .dir. Yüzölçümü 175.000 hektardır. Kızılırmak deltasını kaplayan Bafra Ovası, güneyde dağlarla çevrilidir. Bu dağlar Canik dağlarının uzantılarıdır. En yüksek noktası 1.224 m . ile Nebyan dağıdır.
Türkiye'nin en uzun akarsuyu Kızılırmak, bu dağları derin vadi ile geçerek ovaya ulaşır. Bafra ovası tamamen Kızılırmak tarafından oluşturulmuştur. Irmağın denize yakın kısımlarında ise birçok göl oluşmuştur. Nebyan dağının etekleri ise yayla durumundadır
İlçe tipik Karadeniz iklimine sahiptir. Yazlar serin, kışlar ılık ve yağışlıdır. Bafra'ya hakim rüzgarlar havanın rutubetini azaltır. Yıllık nispi nem ortalaması %70 in üzerindedir. Yıllık yağış 750-1000 mm. dolayındadır. Kar yağışı az olur ve uzun sürmez. Sahil kesiminde pek kar kalmaz. İç bölgelere gidildikçe kar kalınlığı artar. İlçede en soğuk aylar Ocak, Şubat en sıcak ay ise Ağustos ayıdır.
Genel olarak Bafra'nın iklimi yumuşak ve mini klima olarak nitelendirilebilir.
Bafra İlçe Tarım Müdürlüğü sitesinden alınmıştır.

19 Şub 2007

KÂBUS 1

Gece iki derecelik bir soğuk sabah kırağı. Benim korkulu rüyam. Tek umudum kovanların iyi sarılmış olması ve musluklarının çok az açık olması. Eskiler "Çızdım oynamıyorum,bana ne arkadaş! Biz tekrar salkım yapacağız, bize ne yeni elemanlardan." derlerse yandık. Bu Bafra'nın havasına da akıl sır ermiyor. Bir günde birkaç mevsimi dönüşümlü olarak yaşayabiliyoruz. Şu sıra bolca esen kıble ve havadaki nemi de katarsak "dert bir değil elvan elvan".

Bafra'dan İlk Çiçekler


Işığı ayarlama şansım olmadığından toprağın rengi mürdüm eriği gibi olmuş. Galiba çok yaklaşmışım.

Adlarını bilmiyorum ama, arıların uğrağı oldular.

Ballıbaba

14 Şub 2007

Acaba Bahara Çıkar mı?

14 Şubat 2007 ilk kovanı bando mızıka olmadan vızıltılar içinde açtık.

Çıtır Kızlar İş Başında

Bal var,polen var,günlük yumurta ve kapalı gözler var. Umarım erken davranmamışlardır.


Savulun Geliyoruz.

Fazla söze gerek yok. Bir de havalar güzel giderse yaşadık demektir.

06 Şub 2007

NASIL GEÇTİ HABERSİZ...

Sevgili arıcılar artık ilkbaharın ucu görünmeye başladı. Hepimizi tatlı bir telaş saracak. Hazırlıklarımızı tamamlayacak, sağ kalan arılarımızı güçlendirecek ve güçlü kolonilerle ilkbahara gireceğiz (!)

Buraya kadar her şey güzel ancak, bazı konular var ki insanı kara kara düşündürüyor. Çevremize baktığımız zaman birçok eksiklikler görüyoruz ve bu eksikliklerin kolayca giderilemeyeceğini düşünmek bile istemiyoruz. Arı malzemeleri satan veya temin eden sitelere girdiğimiz zaman gördüğümüz eksiklikler şizofren ya da paranoyak yapacak kadar fazla. Eğitim idaresinde bir düşünce vardır: “Her şeyin en iyisini yapacaksın ve bu yapacağın işlerde çevrenin imkânlarını kullanacaksın. Üsttekilerden beş kuruş talep etmeyeceksin.” Ne yazık ki arıcılıkta da aynı düşüncenin hâkim olduğunu görüyorum. Malzeme gerekiyorsa ya oturup kendimiz imal edeceğiz ya da ileri görüşlü, ülkesine hizmet etmeyi seven ve ülkesinin diğer ülkelerle başa baş gitmesini isteyen bir kişinin bu malzemeleri üretmesini veya bir şekilde temin etmesini bekleyeceğiz. Çünkü “Ne yapıyorsan kendine yapıyorsun, yarın ölüp giderken ne yaptıysan sırtına yüklenip gideceksin.” gibi bir zihniyete sahibiz. Durum böyle olduktan sonra da arıcılara oturup hayıflanmaktan başka bir şey kalmıyor. Ülkemiz dışındaki arıcı malzemelerini; hangi arı malzemesi satıcısında var diye araştırdığım zaman hala Nuh'tan kalma malzemeleri gördükçe, kalıntı yapmayan etkili bir ilacın yurt dışında 15–20 yıldır kullanıldığını aynı tarihlerde Türkiye’de de piyasaya sürüldüğünü ama, kimsenin bundan haberinin olmadığını öğrenince, aynı ilacın bir ilçe tarım müdürlüğü deposunda atıl kaldığını arıcılara verilmediğini duyunca, çıldıracak gibi oluyorum.
Bu duruma “Dur” demenin zamanı geldi de geçiyor. Kaliteli bal üretimimizi artırmak istiyorsak bir şeyler yapmalıyız. Asla “Kelin merhemi olsa başına sürer.” diye düşünmeyelim ve çare bulmaya çalışalım. Şikâyet etmek yerine çözüm arayalım.

30 Oca 2007



Her çiçekte bir arı var ama,bu çiçek türünden şu anda fazla yok.Çevrede sarılı mavili küçük çiçekler de açmış durumda. Ah, bir de hava soğumasaydı!

BAHAR DALI


Müjde mi kara haber mi anlayamadım. Bahar dalları açtı arılar hava sıcaklığından yararlanıp polen taşımaya başladılar. Arılık mum kokusundan geçilmiyordu. Bu resimden bir gün sonra hava soğudu ve az da olsa kar yağdı. Tabii bizimkiler de ne yapacaklarını şaşırdılar.

27 Oca 2007

 Posted by Picasa

 Posted by Picasa

KULLANALIM MI?

Üstü kapalı plastik bir kap ve fitil niyetine kullanılan karton parçasından oluşmaktadır. Ancak,kullanım kolaylığı bakımından petler daha kullanışlı gibi görünüyor. "Neden? derseniz:Bu aleti kullanırken bir çerçeveyi buna ayırmak gerekiyor.Bir çerçeveye bu alet yerleştirilince de kuluçkalıkta dokuz çerçeve kullanılacak demektir. Petlerin kullanımı çerçeve üzerinde olacağından kuluçkalıkta çerçeve zararımız olmayacaktır.

FORMİK ASİT BUHARLAŞTIRICI

Formik asit kullanımına bir destek de bizden olsun. (İzmirli arıcılara teessüflerimi bildiririm. Yahu kardeşim böyle bir alet İzmir'de üretiliyor da neden haber vermiyorsunuz?) Var Mat Formik Asit Buharlaştırıcısı adındaki bu aleti Arıcı kardeşimiz Hüseyin İSPİRLİ verdi. Ben de hemen duyurma derdine düştüm. (Stadia Tur.Tic. ve San.Ltd.Şti.) tarafından piyasaya sürülmüş. Kullanım kılavuzuyla beraber satılıyormuş. Bu aletin kullanımı sırasında arıların karton fitili kesip propolisle kapatarak asit buharlaşmasını engellediğinin görüldüğünü de bildirmeliyim. Formik asit kullanımı sırasında asit buharına maruz kalan (İSPİRLİ bunlardan birisi.) kişilerde de bazı rahatsızlıklar meydana geldiği belirtilmektedir.

04 Oca 2007

ÖRNEK ARICIDAN ÖRNEK ÇALIŞMA

Halil BİLEN yine yapacağını yaptı ve şu sıralarda hangi çalışmayı yapmamız gerektiğini örneklerle gösterdi. Sağolasın,varolasın Üstadım. Teşekkürler...

02 Oca 2007

UTANMAZLAR

Fısıltı haberi gibi ama,böyle bir şeyi duymak beni gerçekten üzdü.
Bazı arıcılık belgesi alanların (Bazıları arıcılık yapmak için değil kredi çekmek için katılmışlar.) hiç arı sahibi olmadan konu komşu, eş dost gibi tanıdıkların arılarını kendi arıları gibi gösterip kredi çektiklerini duyunca üzüldüm. Geçmiş yıllarda koyunculuk yapmak için başkalarının koyunlarını ya da kendi koyunlarını satın almış gibi göstererek kredi çekenlerin aldıkları bu kredileri ev araba... gibi başka alanlarda kullandıklarını duyuyor, üzülüyordum. Şimdi de arıların böyle bir oyuna alet edildiklerini duyunca şaşırdım. (Bu haber, kredi veren kurum ve kuruluşlara ihbar mahiyetindedir.İlgililere duyurulur!)

30 Ara 2006

Bayram mesajı

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

27 Ara 2006

ELHAN-I ŞİTA



Bir beyaz lerze,
bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş
gibi kar
Geçen eyyâm-ı nev-bahârı arar.
(Cenap Şehabettin)


İşi kar duasına çıkmaya kadar uzatacakken sonunda yağdı.

22 Ara 2006

İyi arıcı nasıl olmalı?

İyi bir arıcının nasıl olması gerektiğini merak edenlerin www.halilbilen.blogspot.com adresine bakmalarını ve uygulamaya çalışmalarını öneririm. Şimdiden kolay gelsin.

18 Ara 2006

Yandı gülüm keten helva.

Bu da felaketin diğer yönü. Ne olduğunu anlatmak için uzun söze gerek var mı? Posted by Picasa

Hala umut var.

Kar yağmaması,havaların düzenli gitmemesi ve en kötüsü on kovanın sönmüş olduğunu görmek (Hele arıların dip tahtasında toplu mezar oluşturmuş olmaları)hayal kırıklığı ve umutsuzluk doğurmuştu. Sönmeyen kovanların bazılarında az olsa bile (bu şartlar altında) günlük yumurta, kapalı erkek ve işçi arı gözleri görmek hem şaşkınlığa hem de sevince neden oldu. Bu havada çıkıp çıkmayacaklarını bilmiyorum ama yakında sonucu göreceğiz. Tabii beslemeye bağlı olarak. Sonucu tahmin etmek zor...

Biraz daha sabır,bahara az kaldı.

 Posted by Picasa

15 Ara 2006

ARICILARIN DİKKATİNE

Hava şartlarının beklenenin dışında gelişmesi arıların gece salkım oluşturmasına, gündüz de dışarı çıkmasına neden olmaktadır. Kovanlarınızda yeterli yiyecek bırakmış olsanız bile bu şartlar altında dışarıda yiyecek bulamayan arıların hem yiyecekleri erken bitecek hem de ömürleri kısa olacaktır. Bu kışı en az zararla kapatmak için arılarınızı bir şekilde beslemeniz gerekebilir. Kovanlarınızı uygun havalarda kontrol ederek önleminizi almanız yerinde olur.

Arılığımız

Şu resim çekmeyi bir öğrenebilsem. Ne resimler çekeceğim ...(Arıcı arkadaşlarımdan Mehmet TÜRKEN arıların giriş çıkışlarını kontrol ediyor.) Bu arada lahanalar organik Posted by Picasa

Arkadaş turistik ziyarette. Posted by Picasa

Bazı arılar şimdiden hedef tanımlamasına başlamışlar. "Kaç."dememe gerek var mı? Posted by Picasa

Hasan YAVUZ'dan Korkusuz Görüntüler

Arıların önünde böyle poz vermek herkesin harcı değil,ama arkadaşımız Hasan YAVUZ havaların biraz soğumasını fırsat bilerek bu pozu verdi. (Yazın da böyle durabilecek misin bakalım.) Posted by Picasa

11 Kas 2006

ARI OTU





Hydrophillaceae familyasına ait Kaliforniya orijinli tek yıllık bir bitkidir.Dik olarak gelişen 60-100 cm kadar boylanan bir bitki olup sapın üzeri dikenimsi tüylerle kaplıdır.Çiçeklenme başlangıcı bir hafta.Çiçeklenme süresi,bir bitki için yaklaşık bir ay,birtarla için ise 1.5-2aydır,0.80-1.62 mg nektar salgılamaktadır.Koloninin gücüne göre iyi bir sezonda koloni başına 5-9 kg arıotu balı hasat edilebilmekte, dekara bal verimi 30-100 kg arasında olmaktadır.Arıotu ekimi 20-30 cm aralıklı sıralara yapılmaktadır.Tohumluk miktar 1-1.5 kğ/da olup ekim derinliği 1-2 cm arasındadır.Akdeniz sahil kuşağında rakımı 500 metreye kadar olan yerlerde sonbaharda Eylül Kasım ayları arasında ekilmektedir.Karadeniz bölgesinde ise Ocak ayı sonunda ekilen arıotu,Mayıs ayı sonundan itibaren çiçeklenmeye başlamaktadır.İlaçlama yapılmasına gereksinimi yoktur.Dekara arıotu tohum verimi 50-60 kg'dır.Silaj üretimine çok uygun bir bitki olması nedeniyle süt verimi artışına da katkıda bulunmaktadır. Alıntı:(Dr.Ali KORKMAZ. Ziraat Yüksek Mühendisi. Samsun İl tarım Müdürlüğü)

05 Kas 2006

Tecritli Kovan


Uluslararası bilgi erişim ağında dolaşırken dikkatimi çekti. Yararlı olup olmayacağını merak ettiğim için Langstrot kovan ölçüleriyle bir kaç adet (iki katlı beş kovan)yaptım. Bir tanesine deneme amaçlı olarak, gelişme göstermeyen bir arı ailesini yerleştirdim. Bakım sıralarında diğerleriyle aynı bakım yapıldı.Son kontrolde bol miktarda yumurta ve yavru görüldü. Dışarı çalışması az olmasına rağmen bal ve polen miktarı dikkat çekecek kadar fazlaydı.İlkbaharda diğerlerine de arı yerleştirip denemekte yarar görüyorum. Ben bu kovanı 2 cm strafor üzerine 5 mm kalınlıkta kontraplak kaplayarak denedim. Denemem başarılı olursa bütün kovanlarımı bu şekilde yapmayı düşünüyorum.

Bal Arıları


Bilindiği gibi birçok bal arısı türü olmasına rağmen bunlardan çok azı kovanlarda tutulabilmiştir.
Kovana ilk alınan arılar apis mellifera ve apis cerana'dır.
Şu anda arıcılıkla uğraşanların ellerinde bulunan arıların bir çoğu apis mellifera veya alt türleriyle özellikle Anadolu arısı diye bilinen arı cinsleriyle yapılan melezleme çalışmalarının (Bizdekiler rastgele melezleşmiş olsa da) sonucu elde edilen melez arılardır. Ne yazıkki;resim araştırmaları sırasında Anadolu arılarının (Halk ağzıyla Kılıç,Kalkan veya Kılıç,Kalburlu ve Yaprak) resimlerini bulamadım. Ülkemizin acı gerçeklerinden biri daha ortaya çıktı. Anadolu arılarının adları var resimleri yok. Özellikleri,çalışma şekilleri ve ürün durumları bilinmiyor. Arı üzerine araştırma yapan birçok bilim adamının sadece, yaptıkları çalışmaların adları ve biyografileri yayımlanmış. "Ben şöyleyim,ben böyleyim"den başka bir şey yok.Yapılan bazı çalışmaların sadece sayısal verileri ve değerlendirmeler belirtilmiş,rapor halinde sunulmuş.Kaynakçaya baktığımızda karşımıza bir sürü yabancı adres çıkıyor.Görüntü ve belge yok.Her şey kağıt üzerinde var görünüyor.Çalışma yapılmış,sorun yok(!) Halbuki, ülkemize özgü arılar ülkemiz ekonomisi için çok önemli. Başta ABD olmak üzere birçok ülke bizim arılarımızla yaptıkları melezleme çalışmalarıyla ülkelerinin ekonomilerine katkıda bulunurken, bizler hala başkalarının çalışmalarını hayret ve şaşkınlıkla izliyoruz.İklim değişiklikleri olan bölgelere göre ıslah çalışmaları yapmak yerine kalitesiz ve verimsiz arılarla çalışmaya zorlanıyoruz.Lütfen,Yeter Artık.Şu veya bu arı diyene kadar;güzel yurdumuzun arılarını değerlendirelim.Bozulmamış olanları tespit edelim ve en iyi şekilde nasıl yararlanabileceğimizin araştırmasını yapalım.
++++++++++ HER ARININ ÇALIŞACAĞI İKLİM VE BAL YAPACAĞI ÇİÇEK FARKLIDIR++++++++++

Apis Mellifera

Buckfast

Hymenoptere

Carnica

Anthophora-plumipes

Africanized bee- Afrika Arısı

Melissodes-bimaculatus

04 Kas 2006

Ali TÜRK'ün Gözüyle Gördüklerinden

Halil BİLEN'in Bahçesinden

Kudret Narı'nın birçok derde deva olduğu söylenmektedir. Güzel yurdumuzun hemen her yerinde yetişebilen bu bitkinin hazırlanma ve kullanma tarifi ise, tabiiki Halil BİLEN'İN blog sayfasında.

18 Eki 2006

Varroa

Hangi siteden aldığımı unuttum. Ama açık seçik görülüyor ki;Bizimkilerin bir numaralı düşmanı bunlar. Posted by Picasa

05 Eki 2006

Çiçekler ve Ben

Acemilik işte.Arıları görüntülemek yerine kendimizi ön plana çıkartmışız. Posted by Picasa

Yaylada ilk gün

Arıcılıkla ilgimiz yok gibi görünüyor değil mi? İlk gün ya! Hemen bir kuzuyu katlettik.Köyden misafirlerimiz var. Posted by Picasa

Bengü yaylası ve kovanlarımız.

Bu resmi çektiğim sıralarda korku göbek adım olduğu için elli metre uzaklıktan çekim yapmıştım. Posted by Picasa

Kuşburnu çiçekleri


Arıları yanlış zamanda yaylaya çıkarttığımızın resmidir. 28 gün geç çıkartmışız. Çiçeklerin çoğu kurumak üzereydi. Posted by Picasa

freeweb site counter
İZLENME